Gündem 01

Buğday ekim alanlarında korkutan azalma

Seyhan Ziraat Odası Başkanı Cahit İncefikir, buğday üreticisinin girdi maliyetleri artmasına rağmen kar oranının her geçen yıl azalması nedeniyle üretimden vazgeçtiğini bunun önümüzdeki yıllarda büyük bir probleme neden olacağının unutulmaması gerektiğini söyledi. 2005 Yılında 9 milyon hektar olan buğday ekim alanlarının giderek azaldığını belirten İncefikir, “Buğday ekim alanları her yıl hızla azalıyor. Örneğin, 2009 yılında […]

29 Kasım 2018 - 9:03 'de eklendi ve 108 kez görüntülendi.
Buğday ekim alanlarında korkutan azalma

Seyhan Ziraat Odası Başkanı Cahit İncefikir, buğday üreticisinin girdi maliyetleri artmasına rağmen kar oranının her geçen yıl azalması nedeniyle üretimden vazgeçtiğini bunun önümüzdeki yıllarda büyük bir probleme neden olacağının unutulmaması gerektiğini söyledi.

2005 Yılında 9 milyon hektar olan buğday ekim alanlarının giderek azaldığını belirten İncefikir, “Buğday ekim alanları her yıl hızla azalıyor. Örneğin, 2009 yılında 8 milyon hektar, 2012 yılında 7,5 milyon hektar, 2018 yılında ise 7,6 milyon hektar oldu. Verim değerleri ise yeni çeşitlerin ıslah edilmesi, yetiştirme tekniklerindeki gelişmeler, ekim nöbeti ilkelerinin uygulanması sonucunda artış gösterse de, 2016 yılında 79 milyon kişi olan ülke nüfusu,  2017 yılında 80 milyon kişiye ulaştı, 2023 yılında ise 86 milyon kişiye ulaşması bekleniyor. Dolayısıyla artan nüfusun beslenmesi için buğday ekim alanlarının acilen artırılması gerekmektedir.

ÇİFTÇİ ÜRETİMDEN VAZGEÇİYOR

Girdi maliyetlerinin artmasına rağmen üreticinin kar payının azaldığını vurgulayan İncefikir şöyle devam etti:

“Buğday alım fiyatları belirlenirken maliyetler göz önünde bulundurulmalıdır. Buğday fiyatlarındaki artış kimyasal gübre ve mazot gibi temel girdi fiyatlarının gerisinde kaldığından, buğday üretimi çiftçiye gelir getirmemektedir. Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle kazanç elde edemeyen çiftçi üretimden vazgeçti. Kırsal nüfusu azaldı, 2010 yılında köy nüfusu yüzde 23,7 iken, 2017 yılında yüzde 7,5 oldu.
Sulu tarım alanlarında diğer tarım ürünlerinin karlılık oranının yüksek olmasından dolayı buğday, artık kıraç alanların ürünü ya da münavebe ürünü olarak görülüyor. Bunun için buğdaya yapılan destekler bölgesel olarak yeterli yağış altında, sulu/ kurak farklılıkları dikkate alınarak arttırılmalıdır. Üretimde yağışa bağlı olarak görülen dalgalanmaları azaltmak için kuru tarımda uygulanması gereken yetiştirme tekniklerine önem verilmeli, sulama imkânlarını artırmak için yatırımlar hızlandırılmalıdır. Tarımsal desteklerin çiftçilerin üretime başlamadan önce verilmesini sağlayacak bir sistem geliştirilmelidir.”

BUĞDAY ÜRETİMİ TEŞVİK EDİLMELİ

Buğday üretiminin arttırılması için hızlı bir plan hazırlanarak uygulamaya konulması gerektiğine işaret eden İncefikir sözlerini şöyle sürdürdü:

“TUİK verilerine göre Türkiye 2016 yılında 20,6 milyon ton, 2017 yılında ise 21,5 milyon ton buğday üretti. Aynı yıllarda sırası ile 4.22 milyon ton ve 4.99 milyon ton buğday ithal etti. 2018 yılının ilk yarısında ise 2,9 milyon ton buğday ithalatı gerçekleştirildi. 10.01 GTİP buğday grubunda yer alan ürünlerin bir kısmında gümrük vergisi zaten sıfır olarak uygulanıyordu. Karar ile gümrük vergisi yüzde 45 olan buğday çeşitlerinde de gümrük vergisi sıfır oldu. İthalat söylemleri özellikle ürün hasat sezonlarında piyasaları olumsuz yönde etkilemekte, ürün fiyatlarının düşmesine yol açmakta, çiftçi üretimden soğutmakta hatta üretimden vazgeçmektedir. Nadasa bırakılan alanların azaltılması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Türkiye’de büyük kısmı İç Anadolu ve geçit bölgelerinde olmak üzere 4,5 milyon hektar civarında nadas alanı bulunmaktadır. Tarım potansiyelinin önündeki en büyük engel, bu potansiyelin kullanılamıyor olmasıdır. Lisanslı depoculuk faaliyetlerinden birçok üretici haberdar değildir ya da yanlış bilgiye sahibidir. Sistemin geliştirilmesi için öncelikli olarak, desteklemelerin yanında sahada tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri etkin olarak yapılmalıdır. Buğdayda kalite parametrelerine göre alım ve buna bağlı depolama konusunda, hızlı analiz yöntem ve tekniklerinin geliştirilmesine yönelik araştırma ve çalışmalar yürütülmelidir. TMO ve tarım ürünleri piyasasını düzenleyici diğer kurumlar üreticilerin çıkarlarını koruyacak, üretimin devamlılığını sağlayacak şekilde aktif hale getirilmeli, ürün pazarlaması, girdi temini ve işlenmesi konularında faaliyet gösteren kamu kurumları yeniden oluşturulmalıdır. Üreticilerin kooperatif örgütlenmesi teşvik edilmelidir. İthalatı değil üretimi hedefleyen, küçük ölçekli aile işletmelerini destekleyen, sürdürülebilir ve planlı bir tarımsal üretim politikası uygulanmalıdır.”

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
escort bursa escort ankara escort adana escort sakarya