Haber Detayı
09 Ekim 2019 - Çarşamba 09:42
 
Baro'dan "Ankara Garı Katliamı" açıklaması
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) çağrısıyla 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı’nda yapılacak ‘Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ terör örgütü DEAŞ'ın 3 saniye arayla patlattığı 2 canlı bomba saldırısı ile büyük bir vahşet yaşanmıştı.Menfur saldırıda 109 yurttaşımız yaşamını yitirirken 391 insanımız da yaralanmıştı.
GÜNDEM Haberi
Baro'dan

Baro Başkanı Av. Veli Küçük, olayın yaşandığı günden bugüne 4 yıl geçmesine karşın acıların tazeliğini halen koruduğunu belirtti.

Türkiye tarihinin en kanlı intihar saldırısı hakkında yazılı açıklama yapan Baro Başkanı Av. Veli Küçük, duygu ve düşüncelerini şöyle paylaştı;  

“Bundan tam 4 yıl önce başkent Ankara'da barış için toplanan ve en küçüğü 8 yaşında olan 109 canı, kalleşçe düzenlenen bir saldırıya kaybetmiştik. O günkü acı ve çaresizlik, kulakları sağır eden çığlıklar hala hafızalarımızdadır.

Biz 10 Ekimde kaybedilenlerin acılarını yakinen bilen bir baroyuz. Dava süreçlerini yakından takip ettik. Suruç’ta, Diyarbakır’da, Reyhanlı’da ve Ankara’da olanlar hep ihmaller nedeni ile de gerçekleşmiştir.

36 sanığın yargılandığı davanın son duruşmasında 9 sanığa 101 defa müebbet ve yaralamalar için 27 yıl olmak üzere 19 kişiye ceza verildi. Dava dosyası kapsamında suçlanan ancak Türkiye’de bulunmadıkları gerekçesiyle firari olan 16 sanık hakkındaki yargılama da tefrik edilmiştir.

Ülke çapında IŞİD'in miting gibi yerlerde bombalı saldırılar gerçekleştireceğinin kuvvetle muhtemel olduğuna dair istihbari bilgiyi miting tertip komitesi ve diğer görevli organ ve kurumlarla paylaşmayan, saldırının olacağının iki gün evvel canlı bombaların fotoğrafları da gazetelerde paylaşılmasına, katliamın göz göre göre gelmesine göz yuman İçişleri Bakanlığı, Ankara Emniyet Müdürlüğü ve istihbarat birimlerinde görevli olan kamu görevlilerinin sorumluluklarına gidilmesi ve yargılanmaları gerekmekteyken, kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmaması ve Ankara 4.Ağır Ceza Mahkemesinde kabul edilen iddianamede kamu görevlilerinin sanık olarak gösterilememesi son derece düşündürücüdür.

Bu patlamaların meydana gelmesinde ihmali bulunan kamu  görevlilerinin yargılanmasından devlete zarar gelmeyeceği, aksine fayda geleceğine inanmaktayız.

Devlet, görevini yapmayan ya da ihmal edenler hakkında da dava açılmalıydı. Hukukun üstünlüğü ancak bu şekilde sağlanabilirdi.

Sözlerimi Amerikalı Hukukçu Wıllıam Watson 'ın meşhur sözüyle bitirmek istiyorum;

“Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.” 

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı
Kişisel verilerinizin işlendiğini ve saklandığını 6698 sayılı KVKK Md.10 aydınlatma yükümlülüğü kapsamında tarafınıza bildirmek isteriz.